Kıyak Çekmek: Bir Deyimin Tarihsel Evrimi
Geçmiş, bugünümüzü anlamanın anahtarıdır. Her dönemin, kendisinden önceki çağlarla kurduğu ilişkiler, o dönemi şekillendiren dinamikler ve halkların kültürel birikimleri, bizlere önemli dersler sunar. Kelimeler ve deyimler de tıpkı bu şekilde zamanla evrilir, bir dilin ve toplumun yaşadığı toplumsal dönüşümlerin izlerini taşır. “Kıyak çekmek” deyimi, günlük yaşamda sıklıkla kullandığımız bir ifade olmasına rağmen, anlamı ve kökeni, tarihsel perspektiften bakıldığında oldukça derinlikli ve ilginçtir. Bu yazıda, “kıyak çekmek” deyiminin tarihsel arka planını, toplumsal bağlamını ve dildeki evrimini inceleyecek, aynı zamanda günümüzle bağlantılı olarak toplumsal ilişkilerdeki yeri üzerine de düşünceler geliştireceğiz.
“Kıyak Çekmek” Deyiminin Kökeni
Türkçede “kıyak çekmek” deyimi, birine iyilik yapmak, destek vermek veya bir kişiye kolaylık sağlamak anlamında kullanılır. Ancak, bu deyimin kökenine bakıldığında, tarihsel bağlamda farklı anlamlar ve kullanım alanlarıyla karşılaşmak mümkündür. Kelimenin etimolojik yapısını incelediğimizde, “kıyak” kelimesinin aslında Türkçedeki eski kullanımlarında “ödün” veya “avantaj” anlamına geldiğini görürüz.
Kıyak kelimesi, Orta Türkçe dönemi kaynaklarında “kıyâk” şeklinde yer almakta olup, aynı zamanda “iyi” ya da “yararlı” anlamına gelen bir kullanıma sahiptir. Bu, toplumlar arasında ilişkilerin kurulduğu, yardımlaşmanın değer kazandığı bir dönemin izlerini yansıtır. Bu dönemde “kıyak” kelimesi, birinin diğerine bir kolaylık sağlaması, onu desteklemesi veya ona bir tür ayrıcalık tanıması anlamında kullanılır.
Osmanlı İmparatorluğu Döneminde “Kıyak Çekmek”
Osmanlı İmparatorluğu’nda “kıyak çekmek” deyimi, özellikle sosyal sınıflar ve devlet-halk ilişkileri bağlamında kullanılmıştır. İmparatorluk döneminde, sosyal yapı oldukça katıydı ve her sınıfın kendine has bir rolü vardı. Bu dönemde, özellikle “kıyak çekmek” ifadesi, genellikle üst sınıf tarafından alt sınıfa yönelik bir iyilik ya da yardım anlamında kullanılırdı.
Osmanlı’da yönetim, çoğunlukla padişah, vezirler ve bürokratlar gibi elit kesimlerin denetimindeydi. Alt sınıflar, genellikle devletin onlardan beklediği “sadakat” ve “itaat” karşılığında “kıyak” ya da iyilik görmek için çeşitli yollar arardı. Bu bağlamda, “kıyak çekmek” deyimi, sadece ekonomik yardım ya da sosyal kolaylık sağlamanın ötesinde, bir tür politik manevra ya da stratejiye de dönüşmüştür. Örneğin, bir hükümet yetkilisi ya da aristokrat, bir köylüye veya tüccara avantaj sağlayarak ona işini kolaylaştırmakta ya da “gözde” yaparak toplumsal ilişkilerdeki gücünü pekiştirmektedir.
Cumhuriyet Dönemi ve Kıyak Çekmenin Toplumsal Yansıması
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte, Türkiye’deki toplumsal yapılar köklü bir dönüşüm geçirmiştir. Özellikle, devletin halkla kurduğu ilişki biçimi, Osmanlı’daki feodal yapıya dayalı “kıyak çekme” anlayışından farklılaşmıştır. Modernleşme süreci, aynı zamanda toplumda bireysel hakların ve eşitliğin vurgulanmasıyla, “kıyak” kavramının anlamını da değiştirmiştir.
Cumhuriyet dönemiyle birlikte, devletin sosyal refah anlayışı ve halkla ilişkilerdeki yaklaşımı farklı bir boyut kazanmıştır. Sosyal yardımlar, sosyal sigorta ve devletin sağladığı çeşitli imkanlar, halkın “kıyak” almaktan ziyade, hak temelli bir yaklaşım geliştirmesine neden olmuştur. Ancak, buna rağmen “kıyak çekmek” deyimi, hala halk arasında “öncelikli davranmak” veya “ayrıcalıklı bir muamelede bulunmak” anlamlarında kullanılmaktadır.
1980’ler ve Sonrası: Ekonomik Liberalizm ve Kıyak Çekme
1980’ler itibariyle Türkiye’de uygulamaya giren ekonomik liberalizm, devletin ekonomik hayattaki rolünü sınırlandırmış ve özel sektörün önünü açmıştır. Bu dönemde, iş dünyasında “kıyak çekmek” deyimi, genellikle “işi kolaylaştırmak” ya da “iş yapmayı sağlamak” anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle büyük işlerin görüldüğü ve devletle güçlü bağlar kurmuş işadamları arasında, bürokratik engellerin aşılması için çeşitli “kıyaklar” verilmesi söz konusu olmuştur. Bu tür “yardımlar”, ekonomik sistemdeki eşitsizliği derinleştirirken, aynı zamanda bu kavramın siyasal ve toplumsal düzeydeki anlamını da dönüştürmüştür.
Kıyak çekmenin sadece devletle değil, bireyler arası ilişkilerde de ne şekilde kullanılabileceği, ekonomik çıkarların ve sosyal bağlılıkların iç içe geçtiği bir dönemin de işaretçisidir. Kıyak, yalnızca siyasi ya da ekonomik bir “kolaylık” sağlamak değil, aynı zamanda gücü elinde bulunduranların, bu gücü toplumsal hiyerarşi içinde sürdürebilmek için kullandığı bir araç haline gelmiştir.
Günümüzde Kıyak Çekmek: Toplumsal İlişkilerdeki Yeri
Bugün, “kıyak çekmek” deyimi, hala eski anlamlarını taşırken, toplumsal ilişkilerde önemli bir yer tutmaktadır. Ancak, bu deyim şimdi daha çok, sosyal ilişkilerde bir tür “fedakarlık” ya da “yardım” olarak algılansa da, tarihsel kökenindeki “kolaylık sağlama” anlamını korumaktadır. Özellikle büyük şehirlerde, çeşitli iş çevrelerinde veya bürokratik hiyerarşilerde, birinin işini kolaylaştırmak, ona ayrıcalık tanımak veya ona avantaj sağlamak, hâlâ “kıyak çekmek” olarak nitelendirilmektedir.
Geçmişten Bugüne Parallelikler: Kıyak Çekmenin Evrimi
Geçmişte devletle halk arasındaki ilişkilerdeki “kıyak çekmek” anlayışı, bugünün kapitalist ve bürokratik yapılarında benzer şekilde varlığını sürdürmektedir. Bugün, devlet ve iş dünyası arasındaki yakın ilişkiler, “kıyak” uygulamalarını pekiştiren bir yapı oluştururken, aynı zamanda toplumsal sınıflar arasındaki eşitsizlikleri de gözler önüne sermektedir.
Özellikle günümüz siyaseti ve ekonomi dünyasında, “kıyak çekmek” deyimi sadece bir iyilik yapma, destek verme anlamına gelmemektedir. Artık, ekonomik ve sosyal fırsatların çoğu zaman ayrıcalıklı bir şekilde dağıldığı, bazı kesimlerin ise bu avantajlardan daha fazla faydalandığı bir dünyada, “kıyak çekmek” daha çok bir güç gösterisi ve ilişkilerdeki dengesizlikleri sürdüren bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır.
Sonuç ve Düşünceler
“Kıyak çekmek”, zaman içinde dildeki ve toplumsal ilişkilerdeki değişimlere paralel olarak farklı anlamlar kazanmıştır. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, oradan da günümüze kadar uzanan süreçte, bu deyim, yalnızca sosyal yardımlar ve iyiliklerle sınırlı kalmamış, aynı zamanda güç, iktidar ve toplumsal ilişkilerdeki hiyerarşilerin bir yansıması haline gelmiştir.
Günümüzde bu kavram, hala toplumsal eşitsizlikleri ve güç dinamiklerini anlatmada etkili bir araç olmuştur. Peki, bu tarihsel dönüşüm bize ne anlatmaktadır? “Kıyak çekmek” aslında sadece bir deyimden daha fazlası mıdır? Toplumsal ilişkilerdeki adaletsizliklerin ve eşitsizliklerin en belirgin göstergelerinden biri midir? Bu tür sorular, bugünümüzü anlamada bize yol gösterici olabilir.